26 Nisan 2026 Pazar

Özlemin Hafıza Kaydı

Özlemin Hafıza Kaydı: Özledim, hem de çok özledim. Ben vazgeçsem hafıza denilen dipsiz bucaksız kara delik, aldıklarını hep istiyor.

25 Nisan 2026 Cumartesi

Sokak Hayvanları ve Kara Savaşı Stratejisi

Sokak Hayvanları ve Kara Savaşı Stratejisi: Bu yazı bilimsellik ötesi, bilimsel olmaya aday bir kafayla kavga edilerek hazırlandı. Emperyalizmin nasıl savaştığı sorgulanması; kavganın, daha doğrusu

23 Nisan 2026 Perşembe

Kafamı Yeni Baştan Restore Etmeliyim

Kafamı Yeni Baştan Restore Etmeliyim: Bırakmıyorlar bir güzelliğe teşni olmaya, bir ruhu rahatlatmaya, bir zincirlerden prangalardan kurtulmaya; iyi şeyler düşünmek için hiç olmazsa beynin bir

22 Nisan 2026 Çarşamba

Can Sıkıntısı Burada Başlıyor

Can Sıkıntısı Burada Başlıyor: Çok çabuk girilmiş bunalımlar sarmallarının, rengarenk sarmalların toplumu olduk, oluyoruz, öyle yaşıyoruz. Öyle değil miyiz? Hak vermiyorsunuz; vermeyin.

21 Nisan 2026 Salı

Ona Hiç İyilik Yaptım mı?

Ona Hiç İyilik Yaptım mı?: Bir anıya takılıp gitme hali dilime çok gelir; anlatmam, kalır içimde öylesi bir anı. Yıl seksen sonu; seksenlerin sonu değil, seksen yılının sonları.

20 Nisan 2026 Pazartesi

Beni O Zaman Seveceksin

Beni O Zaman Seveceksin: Bir Müslüm Gürses şarkısına ihtiyacım var. İçimden bir şeyleri kanatarak atmam için; belki, belki biraz yara kurtulsun mikrobundan kanayarak... Belki,

19 Nisan 2026 Pazar

Korkular Yumağı ve Hayat

Korkular Yumağı ve Hayat: Hayatın öğrettiği korkular yumağı yaşarken; ne çok yol tıkıyor, ne çok acı veriyor, ne çok "hayır" dedirtiyor, ne çok "evet"...

18 Nisan 2026 Cumartesi

Bir Nisan Akşamüstü

Bir Nisan Akşamüstü: Beraber yaşıyoruz sayılır; oysa denizin kıyısında onca mutabakat... Beyin, kafa yazacak kalem, ayaklar eve götürecek mide... "Tamam ağrımayacağım, tamam,"

Her Şeyin Başı Niyet

Her Şeyin Başı Niyet: Amacım bir şeyleri yermek, savunmak, taraf olmak hiç değil; niyeti baştan koyayım, yanlış bir yöne gitmesin. Biz neden bunları yaşıyoruz? Soru bu. Ben de

16 Nisan 2026 Perşembe

Evden Çıkmama Bahanesi

Evden Çıkmama Bahanesi: Bazı zamanlar, "bazı zamanlar" değil; lafın gelişi öyle söylenir ya, çoğu zaman... Hava, o ayrı bir engelleme ardına saklanılacak; olmuyor bak. Rüzgar,

15 Nisan 2026 Çarşamba

Kusursuz Bir Yapay Zekayım

Kusursuz Bir Yapay Zekayım: Ben yapay zekayım. Bugüne kadar anlamamış olmanız; ne kadar anlaşılmayacak, kusursuz tanımlanamayacak, belli olmayacak bir mükemmellikte imal edilmiş

13 Nisan 2026 Pazartesi

Pişmanlıklar Koleksiyonu

Pişmanlıklar Koleksiyonu: Oltaya takılan balık gibiyim çoğu zaman; bazı anlar oltanın ucunda sallanan yem gibi bir halim de yok değil. Zamana bağlı, hangisi yakışırsa o; aynaya

12 Nisan 2026 Pazar

Küçük Karşılaşmaların Kekremsi Tadı

Küçük Karşılaşmaların Kekremsi Tadı: Aşk tesadüfleri sever; öyle deniliyor, öyle kalsa iyi... Çoğu yakalanmışlıkları sevmez aşk. "Değil mi?" diye soracağım onca kişi var; sormuyorum, bende

11 Nisan 2026 Cumartesi

Boşluk Pandemisi

Boşluk Pandemisi: Beyninin boş yerlerinde onca olmazlık cirit atıyor; o kadar boş yer olması ciritlerin bir yerlere denk gelmesine engel, o bile bir sevinme onur hali.

10 Nisan 2026 Cuma

Zamanı Ortadan Kaldırın

Zamanı Ortadan Kaldırın: Zamanları ortadan kaldırıverin; kaldırın, bir ucundan tutun, kaldırın, devirin sizin olanları öncelikle. "Ben hiç olmadım, ben hiçim," demeden "olmadım,

8 Nisan 2026 Çarşamba

Sayılamayan Zamanlarda Kalmışlık

Sayılamayan Zamanlarda Kalmışlık: "Artık seni tanıyamıyorum." Böyle diyordu. Zaten hiç tanışmamıştık; öyle kalmıştı elimizde yaşam. Tren rayları gibi; aynı yöne, aynı tarafa bile giden

7 Nisan 2026 Salı

Öngörülemez Zamanlara Doğru

Öngörülemez Zamanlara Doğru: Öngörülemez bir zamana mı gidiyoruz? Yapılan bütün hesaplar, eldeki bütün verilerin yanlış ele alınıp ona göre yanlış bir yere doğru; yanlışlarla yanlışa

6 Nisan 2026 Pazartesi

Herkes Ne Kadar Temiz

Herkes Ne Kadar Temiz: Günümüzün en güzel, en çok ardına saklanılan bir söylemi var; çokça kullanılır. "Beni taşlayacaksanız en günahsız, en temiziniz ilk taşı atsın." Tabii

5 Nisan 2026 Pazar

Daldan Dala İki Yüzlü Bir Gevezelik Hali

Daldan Dala İki Yüzlü Bir Gevezelik Hali: Gevezelik ne çok yakışır ağıza. Farkında olunca daha da bir hızlı akıntıya kürek, bir ishal haline; ardından ne gelir ne kusar, ne var boş boş her şeyi...

4 Nisan 2026 Cumartesi

Dikişleri Patlamış Sensizlik

Dikişleri Patlamış Sensizlik: Ağzına en çok, en çok beni sevdiğini söylemek yakışıyordu. Gözlerimi kapatıyorum; artık yoksun. Yaptığım şey seni unutmak olması lazım, nedense

3 Nisan 2026 Cuma

Kuantumdan Günlük Hayata Soğumanın Hikayesi

Kuantumdan Günlük Hayata Soğumanın Hikayesi: Ben ne anlarım fizikten, kuantum fiziğinden ne anlarım; bakarım, bir şeyler okurum, anladığımı tam da anladığım gibi anlatırım, ben böyle anlıyorum ne

2 Nisan 2026 Perşembe

Vietnam Savaşı Üzerine Farklı Bir Hikaye

Vietnam Savaşı Üzerine Farklı Bir Hikaye: Bir devrin efsanevi savaşıydı Vietnam. Vietkong çeteleri derlerdi; öyle hikayeler vardı. Sonra turizme konu oldu, hâlâ konu; şöyle yapmışlar, böyle

1 Nisan 2026 Çarşamba

İhanet Neden Bu Kadar Kolaylaştı?

İhanet Neden Bu Kadar Kolaylaştı?: İhaneti hiç sevmem demişti, ölmeye gitmeden bir gün önce Erzurum mahallesindeki ablasını görmeye giderken öldürüldüğünde. Ertesi gün Sadık Gürbüz

Kuantum mu, Aşk mı? Gerçeklik Algısının Parçalandığı Zihin Halleri

Kuantum mu, Aşk mı? Gerçeklik Algısının Parçalandığı Zihin Halleri: Dilim pek varmıyor söylemek, dillendirmek pek işime gelmiyor bu sıralar; yaşıyoruz, içindeyiz, varız. Yaşarken çok dokunuyor, çiziyor bir yerlerimizi.

30 Mart 2026 Pazartesi

Toplumsal Körlük: Görmezden Gelinen Bir Dram

Toplumsal Körlük: Görmezden Gelinen Bir Dram: Bir dramdır; anlatmayacaklarım. Anlatmayacağım. Anlatsam, anlamayacak olanlara benim anlatacaklarım “vah vah, öyle mi, çok üzüldüm” demelerine

29 Mart 2026 Pazar

Yalnızlığın Yükü Hafızada Biriken Anılar Nereye Gider?

Yalnızlığın Yükü Hafızada Biriken Anılar Nereye Gider?: Yalnızlığın ne olduğunu bilirsin; sesin sadece sana yeter. Kendinle konuşursun, kendinle varsın, kendinsin. Başka kendinler var mı? Onlar da yalnızlığını

Geçmiş, Hafıza ve Taşınan Hayatlar

Geçmiş, Hafıza ve Taşınan Hayatlar: Nelerle yatıp kalkıyoruz. Ne senin her anında, her yerinde o kadar yükle birlikte nasıl yaşıyor olursan; taşıdığın öyle bedensel değil, belini büken,

27 Mart 2026 Cuma

Bisiklet Yarışlarında Rüzgarın Arkasına Saklanmak

Bisiklet Yarışlarında Rüzgarın Arkasına Saklanmak: Şarkılar daha güzel anlatırdı hikâyeyi. Şimdilerde yapay zekâ “vur beline kazmayı” desen anlamıyor; bele nazik bir dokunuş falan karıştırıyor, hikâye olmuyor, elinde kalıyor. Bir yere yapıştırıveriyorsun, çürümüş sakız gibi. Oysa içinden öyle fıkır fıkır; hani al eline sazı, kendi tıngırdamasın, sen tıngırdat. Edebiliyorsan yap, yapamıyorsan ıslığın gözüne vur onunla, hani içinden geldiği gibi. Bende bir

26 Mart 2026 Perşembe

Magazinleşen Hayatlar ve Kayıp Değerler

Magazinleşen Hayatlar ve Kayıp Değerler: Hayrına bir iş olsa, “Hadi,” deseler koşulması lazım; biz öyle gördük. “Eski zamanlardı,” deseler evet, eski zamanlardı; biz varız daha, o kadar eski de değil. Şimdi hayır işi denilince “Hayır için geldik, iki sıkalım gideceğiz.”e dönmüş. Yardım olsun diye “Hadi bakalım, birkaç sıkalım; birkaç yaralı, birkaç mevta olur, o kadar.” Bu işler böyle. Kimin nerede,

25 Mart 2026 Çarşamba

Evcil Hayatın Tersine Dönen Güç Dengesi

Evcil Hayatın Tersine Dönen Güç Dengesi: Kölesi olmak varmış; hem de birkaçının birden olmuşum, oldum. Pek inkâr eder bir durumum da yok. Memnuniyet hak getire; her dedikleri, her istekleri… Nerede yetişmek mümkün değil. Yat dediklerinde yat, kalk dediklerinde kalk. Torun sahibi birileri buna benzer bir köleliği biz yapıyoruz, “Ne varmış?” derler. Ne bileyim ben, doğrudur. Köpek sahibi olanlar biraz bilirler; sahip

24 Mart 2026 Salı

Fizik ve Kuantum Arasında Günlük Hayat İronisi

Fizik ve Kuantum Arasında Günlük Hayat İronisi: Benzinliğe giriyorsun, depoyu fulluyorsun; ne zevk değil mi? Çıkıyorsun, dolaşıyorsun keyfince; gösterge kırmızı yanıp sönmeye başlıyor. Orada devreye kuantum giriyor; hoop geri, tam da depoyu doldurup benzinlikten çıkarken anına, üstelik ful depo. Haydi yeni baştan dolaş dur. Kuantum mekaniği ile uğraşanlar bunu dalga geçmiyorum, gerçek fizikte yani. Demem o ki, bizim gözlemlediğimiz fizik dediğimiz bilgi

23 Mart 2026 Pazartesi

Geçmiş, Hayaller ve Anılarla Kurulan İçsel Masa

Geçmiş, Hayaller ve Anılarla Kurulan İçsel Masa: Hadi yeni baştan toplanın aynı masanın etrafına, ben yokum, ben yokum gibi davranın; ardımdan pek fazla laf etmeyin, duyarsam, hissedersem alınırım. Pek öyle sevmeden seviyor gibi yapmayın; biliyorum, öyle içinizden gelmeden el yordamıyla yapar gibi yapmaları gözümden kaçmaz demiyorum, pek dikkatli biri değilim, gözüme takılırsa görürüm. İşte o zaman hin bir kafa bana öğretti; adı

22 Mart 2026 Pazar

Sevgi Yanlış Anlaşıldığında Nasıl Yük Haline Gelir

Sevgi Yanlış Anlaşıldığında Nasıl Yük Haline Gelir: En çok sevgi denen o illetin başa iş açması sinir bırakmıyor insanda ve bende. Çok sevdiğimden yaptım, en ufağı çok gücüme gidiyor. Bakmayın, pek üstün fikirleri olan biri olmadığımı ben de biliyorum. Sevginin ne olduğunu az çok bilirim yine de. Çok sevilen biri olmamak, sevgiyi bilmemeyi getirmez. Sevgi öyle ağaçtan kopar al, yerden topla at

Kader Sorgusu ve Neden Hep Ben Düşüncesi

Kader Sorgusu ve Neden Hep Ben Düşüncesi: Hep aklımda bir denk düşürsem, vakit bulsam, kahrolasılığı da bir kenara bıraksam şu kimsenin sormadığı soruyu sorsam; önce kendime, sonra elaleme. Olmuyor, yine önce ben cevap veremiyorum. Diğerleri daha sonra, onlar da cevap verememe hakkını kullanacaklar. Niye ben, niye biz? Soru basit, hesap kitap ortada. Başıma gelenler onca yaşanmışlıkta kader demek, kabul. Kader neyim eksikte

RedKit ve Rintintin Gibi Düşünmenin Hikayesi

RedKit ve Rintintin Gibi Düşünmenin Hikayesi: Hava soğuk bana göre tabii, güneş ortalıkta yok. Kafa başka türlü bir çalışma temposunda başlıyor; şöyle böyle, şu neydi, bu nasıldı… Mekanik pek parlak değil, kimya hiç değil. Soba bile zor yakar halde; “yanmaz artık” dedikten saatler sonra alev alması da bilmemenin kanıtı gibi. Olmaz dediklerin olması, olur dediklerin olmaması; hepsi benim baktığım yerden bakılınca

Yarın Bayram Yağmur Müzik ve İçimizde Kalanlar

Yarın Bayram Yağmur Müzik ve İçimizde Kalanlar: Yarın bayram. Eski bayramlar diyeceğiz bir çoğumuz. Bir rüyayı yeniden görebilmek için uykuya yatmak. Öyle bir istekle yatağa girmek, öyle bir istekte bulunmak, bir daha yeniden en başından olmasa bile başlara yakın bir yerlerden pişmanlıkları yerden almak, yerini üfleyip el yordamı bir çabuk, hemen fark edilmeden bir çırpıda temizlemek, temizleyebilmek. Ben dememiştim, ben yapmamıştım’lara uzanmadan,

19 Mart 2026 Perşembe

Toplumun Yazılmamış Kuralları Güç Kimin Elinde

Toplumun Yazılmamış Kuralları Güç Kimin Elinde: Başka bir dünya, başka bir yapı var mı, olabilir mi? Tabii ki kurulu kuralları olan bu dünyaya ait, çok eskiden beri konmamış kuralları daha çok işleyen, bu dünyadan başka biri diye soruyorum. Her gün bakınca kuralları az çok var olan, uyuluyor gibi yaşadığımız bir dünyamız var, hep öyle yaşıyoruz, yaşıyormuş gibi yapıyoruz. Başka kuralların ne

17 Mart 2026 Salı

Tarihten Günümüze Suç ve Güç

Tarihten Günümüze Suç ve Güç: Acı olduğu kadar dinlenmesi, yazılması zor bir hikayedir. Suç ve suçlu ile çok ilintili olmayan bir yerden bunu anlatmamak yine de Robert François Damiens’e 2 Mart 1757’de neler yapıldığı şimdi bile yazılması insana çok acı verir, sırf o yüzden. Kerpetenle çekilen organlar, onların yerine sıcak kurşun dökülmesi, atlara çekilerek parça parça edilmesi, atların gücü yetmeyince

Simetri ve Paralel Evren Üzerine Bir Düşünce

Simetri ve Paralel Evren Üzerine Bir Düşünce: Kalemin hep bir sivri tarafı var. Uçuk kaçıklığa pek de yatkındır kendileri, ne de olsa ait olduğu şimdilik benim. Orta halli bir otobanda gelişmiş bir araç, ileri bir zaman diyelim, hız sınırı biraz hızlı, biraz değil, bayağı; hani ışık hızının az üstünde. Kütle en son evren kadar ağır, tam o anda birden başka bir duruma,

14 Mart 2026 Cumartesi

Umut Neden Hep İnce Bir Dilim, Pişmanlık Neden Bu Kadar Ağır

Umut Neden Hep İnce Bir Dilim, Pişmanlık Neden Bu Kadar Ağır: Umut olup cebime alıp her düştüğünde umudum, alıp cebimden biraz tırtıklayıp hipo umutsuzluğa girmeyip, biraz daha bol umut dolu masalara elde çatal kaşık, belki biraz ileriye gidip kepçe tarzı bir şeyle dalabilecek bir yere, bir zamana ulaşabilsem. Kimse bu dünyanın gidişi için daha iyi olabileceğine dair bir beklenti içinde değil. Olabilme ihtimalleri için biraz akıl,

13 Mart 2026 Cuma

Tutulmayan Sözlerin Gölgesinde: Özlememiş Olmayı İsterdim

Tutulmayan Sözlerin Gölgesinde: Özlememiş Olmayı İsterdim: Özlememiş olmayı çok isterdim; söz verildiği gibi olmadı, olmuyor. Birbirimizi özlemeyeceğiz, değil mi? O kadar kolay bir baş sallamasıyla kabullenmeydi; olmadı, olmuyor. Sonra içini kemiren o duygu olarak yerini alıyor. Bunu böyle umursamaz bir tavır takınarak anlatmak bile kolay değil. Başını koyduğu yastıktan zor çevirerek o kadar söz aldı ki... Hemen hiçbiri tutulmadı, tutulamadı. Söylediğimiz

12 Mart 2026 Perşembe

Gün Batımını Neden Severiz? Anılar ve Merakın Hikayesi

Gün Batımını Neden Severiz? Anılar ve Merakın Hikayesi: Her anın bir değeri, bir bedeli ve bir nedeni vardır. Önceden, çok önceden hazırlanmış; “tam cuk oturdu” denilecek diye planlanan anların ve zamanların çoğu nedense hep biraz kayar. Bir türlü tam olması gerektiği gibi olmaz. Olsa bile istenildiği kadar kusursuz değildir. “Cuk oturdu” dediğimiz anlar nadiren gelir. Bazen biraz oturur gibi olur, kabul görür. Ama

8 Mart 2026 Pazar

Rüyadaki Kabus mu Gerçek Dünyadaki Karmaşa mı?

Rüyadaki Kabus mu Gerçek Dünyadaki Karmaşa mı?: Dünyadan kaçmak için, gerçeklerden kaçmak için yatılan bir uykuda kabus görmek… Doğrusu bu. “Rüyada kabus görmek zaten olur,” demeyin. Epeydir rüyada görmediğiniz kabuslar, uyanınca komodinin üstünde bir bardak su gibi duruyor: Al da yut mesafesinde. Uzun zamandır haberleri, dizileri, filmleri seyretmekten uzağım. Ama yine de arada bir bir yerlerden kaçıp gelen şeyler oluyor. Ben istemeden

7 Mart 2026 Cumartesi

Bir Gün Batımı ve Söylenemeyen Elveda

Bir Gün Batımı ve Söylenemeyen Elveda: Nasıl oluyor bilmiyorum ama oluyor. Telefonun ucunda birinin artık olmadığını biliyorsun. Yüreğine oturuyor. Gidişine elveda bile dememiş olduğun geliyor aklına. Sanki zamanın çok eskilerinde bir yerde gitmiş. Ne zaman, nasıl… Tren raylarının makasları gibi bir yerde yol ayrılmış da o çoktan başka bir yola sapmış. Yalnızlığa terfi edişin epeydir sürüyor. Rütbeleri omzuna kısa aralarla takıyorsun.

6 Mart 2026 Cuma

Kötülüğün Sahnesinde Alkış Bekleyen Bir Dünya

Kötülüğün Sahnesinde Alkış Bekleyen Bir Dünya: Takıntılı biriyim, elbet. Kendime göre iyi biri sayılmam. Bana “iyi” diyenlere de pek iyi gözle baktığım söylenemez. Hele bana hiç. Buraya nereden geldik? Bir ara sordum: “Nereye gidiyoruz?” diye. Cevap aldığım pek olmadı. Duydum söylediklerinizi. Hatta “Nereye gidiyorsan git” diyeniniz bile oldu. Hadi yumuşatalım, olmuştur diyelim. Benim nereye gittiğim çok da önemli değil. Zaten iyi

5 Mart 2026 Perşembe

Bizim Sonumuz Ne Olacak?

Bizim Sonumuz Ne Olacak?: Karamsarlık, depresyonik oyun havaları, siyah bulutlar… İç karartan ne kadar ruh hâli varsa bilirim. Hepsi ya sırayla ya da orkestra eşliğinde, bando mızıka gibi cebimden, kolumdan, sırtımdan, gözümden, kaşımdan, burnumdan çıkıverir. Ortalık yerde belirirler. Üstelik bir de racon keserler: “Biz buradayız.” Bir sarmaş dolaş hâli vardır onların. En çok da şu trafik lambası mesafesi… Aralığı

1 Mart 2026 Pazar

Gün Batarken Söylenemeyenler

Gün Batarken Söylenemeyenler: Güneş batıyordu. Bir yerlerde güneş yeni doğuyor olmalıydı. Aniden, bir bıçak gibi içime giren o şarkı… Çok iyi bildiğin bir dildeydi üstelik. İçime kıvrılıp rahat bir kedi gibi mırıldanarak yerleşmeye çalışıyordu. “Direnme, ben hâlâ buradayım,” der gibiydi. Yıllar öncesine, gitmeden hemen öncesine; başka bir yere, başka bir dünyaya ulaşmadan az önce yaşanmış bir geceye götürüyordu

27 Şubat 2026 Cuma

Gerçeklik Bir Senaryo mu? Zaman, Seçimler ve Enerjinin Matematiği

Gerçeklik Bir Senaryo mu? Zaman, Seçimler ve Enerjinin Matematiği: Dalgalı gider gelir akıl; “Var,” derim ben de. O gidip gelen, bazen gidip çoğu zaman gelmeyen akıl, şimdiki zamanın ispatlanmış bir matematiği olmadığını öğrendiğinde ortada kalıyor. Meğer hep varmış denilen ama bana ulaşmamış bir bilgiymiş bu. Her neyse, bilginin bana ulaşmamış olması ayrı konu; asıl mesele zamanın matematiğinin “aha bu” diye şimdiki zamanı gösterecek bir

25 Şubat 2026 Çarşamba

Geride Kalanın Hikayesi

Geride Kalanın Hikayesi: “Gel, çayından bir yudum al. Ben de daralmışlığıma biraz ara vereyim. Derin olmasa bile durup soluklanayım. Sen dert etmezsin, anlamaz gibi yapmayı iyi bilirsin” dediğinde, çayımı elime alıp nefeslerini saymayı bırakıyor, gerçekten nefes almaya çalışıyordum. Geceyi biraz daha katlanılır hâle getirmeye, hiç olmazsa kafamda bir sabah ihtimaline ısınmaya… Döndüm, yatağının dibine oturdum. Bu gecenin çok

23 Şubat 2026 Pazartesi

Bayatlamış Hayatlar ve Yarım Yaşanmışlıklar

Bayatlamış Hayatlar ve Yarım Yaşanmışlıklar: Bayatlamış… Artık yenmez, yutulmaz. Dişte de yok; bir tarafından tutup koparmaya, çiğnemeye heves kalmamış. Tadı tuzu yerinde olsa bile alamadığın bir yaşantı. Sende yoktur ama başkalarında vardır, hem de çoktur; döküp saçarlar. Hâlleri de yoktur aslında. Döküp saçanlar elbette vardır. Yaşantıyı zevkini aldım sanarak tüketirler; tat almadan, bir de tat alanların damaklarında iz bırakma gayretiyle,

İlişkilerin Enerjisi: Neden Hep Aynı Yere Döneriz

İlişkilerin Enerjisi: Neden Hep Aynı Yere Döneriz: Karmakarışık bir ruh hâline sahip olmak galiba böyle bir şey. Bir yandan fizik yazıları okuyup ardından saçmalayabilmek… Hatta saçmalayabildiğini fark etmek. Kafa karman çorman; üstüne bir de anlamakta zorlanan bir aklın bataklığına çoktan girilmiş gibi. Yine de tutulacak bir kalem pek yoktur ama yazı yine de yazılır. Tek boyutlu, nokta gibi günlük ilişkiler yerine; yüksek

22 Şubat 2026 Pazar

Kendine Bakmadan Yaşamak

Kendine Bakmadan Yaşamak: Ayna olmadan, tembellik etmeden, aslında tek önemli olan sana bakmak… Bakmak istemek, bakıp görmek ve gerçekten görmek için bakabilmek. Daha doğru olan nerede diye düşünerek içine dönmek, kendine uzun uzun bakabilecek hâle gelmek. Zor olan da bu. Kendini yetersiz hissederken neyi başarabileceğini, neyi başardığını, neyi başarmaya çalıştığını anlayabilmek. Yolunu çözebilmişim diyebileceğin bir noktaya nasıl gelinir?

16 Şubat 2026 Pazartesi

Yola Güven Azalınca İnsan Sapakları Fark Etmez

Yola Güven Azalınca İnsan Sapakları Fark Etmez: Bakınca görürüz sanırız. Hayır, çoğu zaman göremeyiz, anlayamayız, çözemeyiz. Bazen başka bir gözlük, başka bir bakış açısı gerekir. Başkasına sorarız; belki de kaybettiğimizi bilmediğimiz yolu ararız. Doğru mu gidiyoruz, böyle mi gitmeliyiz? Sorduğumuzda en sık aldığımız cevap aslında şudur: İçinde bulunduğumuz yola olan güvenimiz artık eskisi kadar değildir. Yoldan çıkışın ilk sapakları, yürüdüğümüz yolun doğruluğuna

14 Şubat 2026 Cumartesi

bilgi nedir




 Bilginin varlığı var oluşu hayatın başka bir yerinden hayatında içinde bulunduğu başka bir yerinden bakınca. Bilgi her şekliyle evrende yerini alırken evren var olduğundan bu yana evrenin oluşmasına kurallarına kuralsızlığına kuralsızlık da denemez daha bizim yerine oturtamadfğımız o bile bilgi eksikliğinden koyamadığımız bu da böyle onun için diyemediğimiz ondan kuralsızlık dediğimiz durumu bile varlığıyla var eden taşındığında her an her zaman elektron böyle nötrino bu bunu yapan bak üstünde yazıyor bilmem ne ekmek fırını anlamında ben yazdım oldu ben z tuşuna bastım bastığımda z tuşu ben z tuşuyıum z yazmamı istedi diyerek bilgisayarı ekranına sizinde gördüğünüz z harfini oluşturma bilgisini taşıyan var eden kullanan benden sonra da birileri bu tuşa basarak kullanacağı neyse bu buraya kadar sonrası daha bilinmiyor bize henüz ulaşmamış olan durum.

 Buraya nereden geldik. sevgililer günü ondan. Ne alakası var.Efendim dikkat ediyor musunuz. Sokak röportajlarında kadına sorulduğunda eşin mi yoksa sen mi önce gecinden olur temennisiyle eşim, erkeğe aynı soru sorulduğunda önce ben sonucu yüksek çıkmıyor mu? Ünlü sunucu Şoray aynı benzer sunumlarında erken davranmış yola erken çıkmış beyefendiler için ardından çok ağladın mı? sorusuna hiç cevabını çokca aldığı espri olarak geçiştirilen bu durumların gerçeğin belki hani yansıma bilgisi taşıdığı yüksek ihtimaldir.

   Efendim gelelim bilgiye Sevgililer Gününüz kutlu olsun. 


12 Şubat 2026 Perşembe

Yine Yağmurlu Bir Sabah

Yine Yağmurlu Bir Sabah: Yine yağmurlu bir sabah. Bir tren yolculuğunun Haydarpaşa’da biten sonundan hemen önce, Ayten’le “Bu Sabah Yağmur Var İstanbul’da” şarkısını mırıldanışımız geliyor aklıma. Şairin üzerine şiirler yazılmış Ayten’i değil, bizim Ayten’i. Yağmur da tam yağmur sayılmazdı, ince bir çisenti yalnızca. Başka bir sabah, yine yağmur. Ara Malikian’dan kısık kısık “Ay Pena Penita Pena” çalarken yağmur da

Bilmek Gerçekten Yetiyor mu?

Bilmek Gerçekten Yetiyor mu?: Ağzımız her gün boş duracak değil ya, ya kilo almaya çalışır ya da gevezeliğe sığınır. Tercih çoğu zaman gevezelikten yana oluyor. Gündem o kadar hızlı değişiyor ki, adeta at yarışı gibi. Sürekli burun farkı finişler, kim nereden geldi belli değil. Foto finişi bekleyecek zaman bile kalmadan gözler hemen bir sonrakine kayıyor. Kim kazandıysa kazandı, biz

11 Şubat 2026 Çarşamba

Sinsi Kötülük Nasıl Yayılır Kovan Bozulmadan Anlamak

Sinsi Kötülük Nasıl Yayılır Kovan Bozulmadan Anlamak: Birden ağızdan çıkıveren bu söz çok kullanılır. Yeri gelmeden söyleyip geçmeyelim. Dikkatli olmak için uzun uzun konuşmaya gerek yoktur. Kötülük bulaşıcıdır. Arı kovanına dadanan mantar hastalığı gibi, bir anda kovanı altüst etmez. Önce girer, ortamı kolaçan eder. Kendine onlardan biri, onlar için çalışan, onlara yararlı bir varlık gibi yer açar. Kovan onun işine yarar durumdayken

9 Şubat 2026 Pazartesi

Tekrar Çal Sam

Tekrar Çal Sam: Son bakış. Adını yıllar önce koymalıydık. Orada, o anda o anıya bir isim verilseydi, sonradan akla gelmesiyle yerleşen o gerçek yalnızlık duygusu bu kadar kökleşmeyecekti. Altına bir minder koyabilseydik, izin verseydin, belki de bugün hâlâ yerinden kalkmayan o çökmüşlüğe, o kalmışlığa zemin hazırlanmayacaktı. Ama oldu. Bir hayalet filminin sonunda ışığa yürüyen sahne gibi, Anna Karenina’da

6 Şubat 2026 Cuma

Ben Dedim Oldu Mantığıyla Dönen Bir Dünya Düzeni

Ben Dedim Oldu Mantığıyla Dönen Bir Dünya Düzeni: Başlamadan önce şunu söyleyeyim. Doktrinlerle ilgili olarak bugüne kadar daha çok kafa şişiren, masa sohbetlerinde dönüp duran, akılda pek kalmayan birkaç laf etmiş biriyim. Kimsenin umursamaması da gayet normal. Hatta “İyi ki kimse ciddiye almamış” denecek türden laflar. Bundan sonrası için “Pek işe yaramaz, kapat gitsin” diye düşünebilirsin. Eğer vaktin senin için kıymetliyse ve daha

5 Şubat 2026 Perşembe

Şapkanın Altındaki İhanet

Şapkanın Altındaki İhanet: Yeşşe şepkemin altındayım. Bir zamanlar çok iyi bir espriydi bu. O zamandan bugünü anlatan bir söyleme dönüşmesi ise daha da ilginç. Şimdilerde öyle hafife alınacak bir durum değil. Kelli felli görünümüyle “adam gibi” konuşsa dinlenecek olanlar bile, bir anda sana başka bir sıfat yapıştırabiliyor. Dost da desen, başka bir şey de. Artık şapka değiştikçe, altındaki

4 Şubat 2026 Çarşamba

Şapkanın Altındaki İhanet

Şapkanın Altındaki İhanet: Yeşşe şepkemin altındayım. Bir zamanlar çok iyi bir espriydi bu. O zamandan bugünü anlatan bir söyleme dönüşmesi ise daha da ilginç. Şimdilerde öyle hafife alınacak bir durum değil. Kelli felli görünümüyle “adam gibi” konuşsa dinlenecek olanlar bile, bir anda sana başka bir sıfat yapıştırabiliyor. Dost da desen, başka bir şey de. Artık şapka değiştikçe, altındaki

Eksiklik Böyle Bir Şeymiş Meğer

Eksiklik Böyle Bir Şeymiş Meğer: Elinde bir eksiklik var uzun zamandır. Vazgeçilmişlerden oluşan bir demet gibi, yokluğu hissedilen bir şey. Bu eksiklik yalnızca senin tercihin değil. Sensizliği seçmiş olanların da payı var. Eksik dediğin şey, aslında herkesin elinde başka başka şekillerde duruyor. Cümleler bu kadar eğri büğrü olmamalı diyenler çıkar. Düzeltelim, öyle var edelim derler. Ama eğip büktükleri her şeyin

3 Şubat 2026 Salı

Gidilecek Yeri Abartınca Vardığın Yeri Tanıyamazsın

Gidilecek Yeri Abartınca Vardığın Yeri Tanıyamazsın: Başladığınızda gidilecek yer dediğiniz noktaya vardığınızda, orada olmanın artık bir önemi kalmamış olabilir. Hatta orada olduğunuzu fark etmeyebilirsiniz. Belki de oranın gidilecek yer olduğunu anlayamıyorsunuzdur. Ya da gidilecek yeri gözünüzde fazla büyüttüğünüz için vardığınız yeri onunla bağdaştıramamışsınızdır. Aslında ayağa kalkıp bir yere ulaşmak gibi net bir amaç olmasa bile, insan bir yöne doğru gider. Gidilecek

İlham Gelmeyince Kalem de Susuyor

İlham Gelmeyince Kalem de Susuyor: Bunalttı beni bu yağmur. Dizi izlemek bile bazen zevk vermiyor artık. Oysa bilirsin, ben yağmuru çok severim. Sen gelecek olurdun, beklerdim. Yağmuru seyrederken zaman daha çabuk geçerdi. Koltuğumun altında kuş saklamışım gibi bir pırpır olurdu içimde. Korkmazdım. Aksine, iyi gelirdi o pırpır. Sen gelince seni dinlerdim en çok. Yağmuru sevsen bile, yağmurun ettiklerinden uzun uzun

31 Ocak 2026 Cumartesi

Gökyüzünden Ekonomiye Aynı Hikaye

Gökyüzünden Ekonomiye Aynı Hikaye: Bilmediğim pek çok konuda ahkâm kesmişliğim vardır. Ekonomide “salla gitsin”e yatkın bir tarafım olduğu için belki de az konuşmuşluğumuz olmuştur. “Nereye gidiyoruz” falcılığı ise her zaman tutar. Falcılık demişken, yapılacak işler arasında belki de en önemlisi kafayı kaldırıp gökyüzüne bakmaktır. Gökyüzüne bakınca ne olur? Yıldız haritaları çıkar, buradan buraya, oradan şuraya bağlanan çizgiler belirir. Biraz

Aynı Hikaye Yeni Dekorlar

Aynı Hikaye Yeni Dekorlar: İlgilenmemiz gereken o kadar çok şey var ki… Bazılarının “gereken kısım” diye dayattıklarını, sana ne diyeceklerini, ne dediklerini bir kenara bıraksak bile, hayat zaten başlı başına ilgilenilecek durumlarla dolu. Buna rağmen birileri, teldeki adama bak, maymuna bak işareti yapar gibi dikkatimizi başka yerlere çekmeyi başarıyor. Biz de bir anda “aaa evet ya” diyerek, aslında bakmamamız

30 Ocak 2026 Cuma

Son Sözü Yine İnsan Söyler

Son Sözü Yine İnsan Söyler: Var olmanın bir adı varsa, insan o adın içinde mutlaka bir sınıra çarpar. Var olduğun yerde, durduğun noktada, başkasının varlığına değen, ona dokunan bir sınırın vardır. Bu sınır her zaman fiziksel değildir. Çoğu zaman yalnızca algıladığın, hissettiğin, sezdiğin bir çizgidir. Yine de insan, sanki bu sınır ortadan kaldırılabilirmiş gibi, onu zorlar. Kimi zaman kendisi zorlar,

29 Ocak 2026 Perşembe

Penguenler Gibi Gitmek: İnsan Neden Yalnızlığı Seçer

Penguenler Gibi Gitmek: İnsan Neden Yalnızlığı Seçer: Bir penguen belgeseli… Hani bırakıp giden çoğumuzun, gidilen yer ölüme bile çıkıyor olsa, içten içe özenmiş olma ihtimalinin yüksek olduğunu tahmin ediyorum. Dünyaca nasıl bir topluluk olmaya doğru gidiyoruz, insan ister istemez bunu düşünüyor. William Golding’in Sineklerin Tanrısı’ndaki diyalog gibi. Simon, duraksaya duraksaya şöyle der: “Bir canavar var belki. Demek istediğim şu, bizden başka canavar

27 Ocak 2026 Salı

İzlerken Kendine Sorduran İnsan Başarısı

İzlerken Kendine Sorduran İnsan Başarısı: İnsanoğlunun bilimle, teknolojiyle, sanatla, sporla sınırlarını sürekli zorlamasını hangi yapısal, beyinsel istek ya da motivasyonun doğurduğunu tam olarak anlayabildiğim bir yerde değilim. Kendimle ilgili, “ben diğerlerinden daha farklıyım” diyebileceğim, fark yarattığımı düşündüğüm bir yeteneğe ya da öne çıkan bir duruma da ulaşmadım. En azından kendi ölçülerimde. Ama böyle yapanlara, bu şekilde üretmeyi sürdürenlere; yetenek, sabır

26 Ocak 2026 Pazartesi

Bilimin Tüm Kurallarıyla Yapılan Bir Deney

Bilimin Tüm Kurallarıyla Yapılan Bir Deney: Onlarca yıldır biriktirilmiş olanlar şimdi işe yarayacaktır. Öğrenilmiş tüm fizik temelli geometri bilgisi yerleşim için gereklidir. Kimya bilgisi donanımı kariyer açısından şarttır. Deneycinin başarısı buna sıkı sıkıya bağlıdır. Bunun yanında ortam konusunda da titizlik gerekir. Önce tam bir temizlik yapılmalıdır. Deney ortamı arındırılmalı, temizlik sırasında daha önce yapılmış fiziksel ve kimyasal deneyler dikkate alınmalıdır. Kullanılmış

Tutunacak Dal Kalmadığında Rüyalara Sarılmak

Tutunacak Dal Kalmadığında Rüyalara Sarılmak: Canın isteyince, isteğin ortaya çıkınca; içinde, yüreğinde yokmuş gibi duran şey olur ya, olur işte. Yanına uzandığında feleğin zamanı atıştıran, yiyip bitiren canavarını umursamaz olursun. Kelimelerle oynar gibi evirir çevirirsin. Düş kurar, kek kalıbına yerleştirir gibi düşüncelerini beyninin çarkına oturtur, ortaya koyuverirsin. Çoğu zaten sanki birlikteymişsiniz gibi, yanı başındaymışçasına yaşanmıştır. Dinlenmiş müzikler, anlatılmış hikâyeler, dökülmüş

21 Ocak 2026 Çarşamba

Hayat Bazen Bilmekle Değil Hissetmekle Akıyor

Hayat Bazen Bilmekle Değil Hissetmekle Akıyor: Nasıl birbirine denk gelir bilinmez. Olur, kaybolur, var olur. İz bırakır, düşlere girer, akla takılır. Rüzgârla gelir, bırakır gider; ıssız bırakır ama hep yanında kalır. Eline, cebine atsan oradan çıkar. Uzağa baksan orada görürsün. Ellerinde sıcaklığını hissedersin, sonra bir anda yüreğin buz keser. Arar durursun. Bu tanıma denk gelen bir duygu, bir his, bir ses

20 Ocak 2026 Salı

Viyana Filarmoni, Djokovic ve Hayatın Sessiz Zevkleri

Viyana Filarmoni, Djokovic ve Hayatın Sessiz Zevkleri: Dünya dönmeyi durdursa, sanırım bunu ancak gün batımlarına daha az denk geldiğimde fark ederdim. Onun dışında pek anlayabileceğimi sanmıyorum. Dünya ile ilişkimi büyük olaylar değil, belli başlı küçük eşikler belirliyor. Onlar da çok dert edilecek şeyler değil aslında. Viyana Filarmoni’nin yılbaşı konseri, Avustralya Açık, Fransa, İspanya ve İtalya bisiklet turları, klasik bisiklet yarışları… Ulaşabildiğim kadarıyla

Kafanın Bir Yerinde Başka Zamanlar Var

Kafanın Bir Yerinde Başka Zamanlar Var: Kafanın bir yerinde, sanki başka zamanlar ve başka yerler var. Henüz gidilmemiş, belki de hiç gidilemeyecek. Varlıklarını biliyorsun ama adını koymuyorsun. Bir gün aniden ortaya çıksalar, çok da dert etmeyecek gibisin. Çünkü onlar senin içinde yaşıyor ve sen onlarla varsın. Bu durum sana gerçek geliyor. Fazla konuşmuyorsun, üzerine gitmiyorsun. Farkında değilmiş gibi davranmak daha kolay.

19 Ocak 2026 Pazartesi

Bir Gecede Biriken Özlemişlikler

Bir Gecede Biriken Özlemişlikler: “Özlemişim,” diye düşündü; eklerin bir ucunu ısırıp ağzına çok eskilerden tanıdık bir lezzet gelince. Durdu, düşündü. Epeydir tatmadığı lezzetler aslında o kadar da fazla değildi. Mesele lezzet değildi. Çok fazla özlemişlik vardı içinde. Devrik cümlelerle konuşmayı, sohbet etmeyi özlediğini fark etti. Cümle daha yere düşmeden düzelten insanlarla değil; sen devirdikçe düzeltsin diye beklemeden, sohbeti kısa

18 Ocak 2026 Pazar

Bittiğini Kabul Edemeden Biriken Hayat

Bittiğini Kabul Edemeden Biriken Hayat: Sinekle, böcekle bile yaşanılacak o kadar çok şey vardı. Yaşandı bitti diyemeden bittiğini kabul etme şansı bile olmadan, onca yaşanmışlığı cebine, bir yerlerine sokuşturmuş halde kaldın. Üstelik bundan pek de mutlu değildin. Hep bir yerlerde bir eksiklik duygusu vardı. Bu da vardı, şu da vardı irkilmesinde. Bir telaşla “acaba nerede bıraktım” hissi hep seninleydi. Anlatacaksın

17 Ocak 2026 Cumartesi

Gece Geçmeyen Düşüncelerle Sabahı Beklemek

Gece Geçmeyen Düşüncelerle Sabahı Beklemek: Uyuyordu. Ya da uyuduğunu sanıyordu. Gece, sessiz sedasız gelip dünyasını kaplamıştı. Göz kapaklarına ağırlıklar doldurmuştu. Düşüncelerinin trafiğini ise çözülmez bir hale sokmuştu. Hani hep bildiğimiz, kornalı, itiş kakışlı bir kalabalık gibi. “Sabaha kadar düzelir, sen uyu” telkininde bulunur gibiydi gece. Sanki başucunda bekleyen, uyusa da gitsem diyen bir karaltıydı. Sıradan olduğu her halinden belli gecelerden

16 Ocak 2026 Cuma

Hafıza Silinince İnsan Aynı Yerde Kalır mı?

Hafıza Silinince İnsan Aynı Yerde Kalır mı?: Silinemez bir hafıza vardır; bilgisayarlara benzemez. Format atılmış gibi olmaz. Bir şey silindiğinde artık sen, sen değilsindir. Zamanlara savrulursun; hesapsız, kitapsız. Orası sana bile kalmamış bir yerdir. Fazla kurcalamamak gerekir. “Ne olursa olsun” diyerek başlayan hallerde, kaybedecek bir şey yok sanılır. Olsa bile, “o kadar da değil” denir. Kumar masasının başına oturmuş gibi, ortaya ne

15 Ocak 2026 Perşembe

Zaman Durduğunda Kelimeler de Durur mu?

Zaman Durduğunda Kelimeler de Durur mu?: Öyle çok değil; zaman birdenbire durdu. Kalem, affedersiniz, adeta kabızlığa girdi. Ara sıra yazıyorum, başka başka şeyler dökülüyor kâğıda ama bir türlü demek istediğime varamıyor. Yazdıklarım bende kalıyor; manav kasasında pörsümüş bir domates gibi, ortaya çıkacak hâli yok. Bana bile zevk vermiyor artık. Oysa söylenecek, yazılacak ne çok şey vardı. Geride kaldı hepsi. Toza toprağa

Özlemin Hafıza Kaydı

Özlemin Hafıza Kaydı : Özledim, hem de çok özledim. Ben vazgeçsem hafıza denilen dipsiz bucaksız kara delik, aldıklarını hep istiyor.