30 Mart 2026 Pazartesi

Toplumsal Körlük: Görmezden Gelinen Bir Dram

Toplumsal Körlük: Görmezden Gelinen Bir Dram: Bir dramdır; anlatmayacaklarım. Anlatmayacağım. Anlatsam, anlamayacak olanlara benim anlatacaklarım “vah vah, öyle mi, çok üzüldüm” demelerine

29 Mart 2026 Pazar

Yalnızlığın Yükü Hafızada Biriken Anılar Nereye Gider?

Yalnızlığın Yükü Hafızada Biriken Anılar Nereye Gider?: Yalnızlığın ne olduğunu bilirsin; sesin sadece sana yeter. Kendinle konuşursun, kendinle varsın, kendinsin. Başka kendinler var mı? Onlar da yalnızlığını

Geçmiş, Hafıza ve Taşınan Hayatlar

Geçmiş, Hafıza ve Taşınan Hayatlar: Nelerle yatıp kalkıyoruz. Ne senin her anında, her yerinde o kadar yükle birlikte nasıl yaşıyor olursan; taşıdığın öyle bedensel değil, belini büken,

27 Mart 2026 Cuma

Bisiklet Yarışlarında Rüzgarın Arkasına Saklanmak

Bisiklet Yarışlarında Rüzgarın Arkasına Saklanmak: Şarkılar daha güzel anlatırdı hikâyeyi. Şimdilerde yapay zekâ “vur beline kazmayı” desen anlamıyor; bele nazik bir dokunuş falan karıştırıyor, hikâye olmuyor, elinde kalıyor. Bir yere yapıştırıveriyorsun, çürümüş sakız gibi. Oysa içinden öyle fıkır fıkır; hani al eline sazı, kendi tıngırdamasın, sen tıngırdat. Edebiliyorsan yap, yapamıyorsan ıslığın gözüne vur onunla, hani içinden geldiği gibi. Bende bir

26 Mart 2026 Perşembe

Magazinleşen Hayatlar ve Kayıp Değerler

Magazinleşen Hayatlar ve Kayıp Değerler: Hayrına bir iş olsa, “Hadi,” deseler koşulması lazım; biz öyle gördük. “Eski zamanlardı,” deseler evet, eski zamanlardı; biz varız daha, o kadar eski de değil. Şimdi hayır işi denilince “Hayır için geldik, iki sıkalım gideceğiz.”e dönmüş. Yardım olsun diye “Hadi bakalım, birkaç sıkalım; birkaç yaralı, birkaç mevta olur, o kadar.” Bu işler böyle. Kimin nerede,

25 Mart 2026 Çarşamba

Evcil Hayatın Tersine Dönen Güç Dengesi

Evcil Hayatın Tersine Dönen Güç Dengesi: Kölesi olmak varmış; hem de birkaçının birden olmuşum, oldum. Pek inkâr eder bir durumum da yok. Memnuniyet hak getire; her dedikleri, her istekleri… Nerede yetişmek mümkün değil. Yat dediklerinde yat, kalk dediklerinde kalk. Torun sahibi birileri buna benzer bir köleliği biz yapıyoruz, “Ne varmış?” derler. Ne bileyim ben, doğrudur. Köpek sahibi olanlar biraz bilirler; sahip

24 Mart 2026 Salı

Fizik ve Kuantum Arasında Günlük Hayat İronisi

Fizik ve Kuantum Arasında Günlük Hayat İronisi: Benzinliğe giriyorsun, depoyu fulluyorsun; ne zevk değil mi? Çıkıyorsun, dolaşıyorsun keyfince; gösterge kırmızı yanıp sönmeye başlıyor. Orada devreye kuantum giriyor; hoop geri, tam da depoyu doldurup benzinlikten çıkarken anına, üstelik ful depo. Haydi yeni baştan dolaş dur. Kuantum mekaniği ile uğraşanlar bunu dalga geçmiyorum, gerçek fizikte yani. Demem o ki, bizim gözlemlediğimiz fizik dediğimiz bilgi

23 Mart 2026 Pazartesi

Geçmiş, Hayaller ve Anılarla Kurulan İçsel Masa

Geçmiş, Hayaller ve Anılarla Kurulan İçsel Masa: Hadi yeni baştan toplanın aynı masanın etrafına, ben yokum, ben yokum gibi davranın; ardımdan pek fazla laf etmeyin, duyarsam, hissedersem alınırım. Pek öyle sevmeden seviyor gibi yapmayın; biliyorum, öyle içinizden gelmeden el yordamıyla yapar gibi yapmaları gözümden kaçmaz demiyorum, pek dikkatli biri değilim, gözüme takılırsa görürüm. İşte o zaman hin bir kafa bana öğretti; adı

22 Mart 2026 Pazar

Sevgi Yanlış Anlaşıldığında Nasıl Yük Haline Gelir

Sevgi Yanlış Anlaşıldığında Nasıl Yük Haline Gelir: En çok sevgi denen o illetin başa iş açması sinir bırakmıyor insanda ve bende. Çok sevdiğimden yaptım, en ufağı çok gücüme gidiyor. Bakmayın, pek üstün fikirleri olan biri olmadığımı ben de biliyorum. Sevginin ne olduğunu az çok bilirim yine de. Çok sevilen biri olmamak, sevgiyi bilmemeyi getirmez. Sevgi öyle ağaçtan kopar al, yerden topla at

Kader Sorgusu ve Neden Hep Ben Düşüncesi

Kader Sorgusu ve Neden Hep Ben Düşüncesi: Hep aklımda bir denk düşürsem, vakit bulsam, kahrolasılığı da bir kenara bıraksam şu kimsenin sormadığı soruyu sorsam; önce kendime, sonra elaleme. Olmuyor, yine önce ben cevap veremiyorum. Diğerleri daha sonra, onlar da cevap verememe hakkını kullanacaklar. Niye ben, niye biz? Soru basit, hesap kitap ortada. Başıma gelenler onca yaşanmışlıkta kader demek, kabul. Kader neyim eksikte

RedKit ve Rintintin Gibi Düşünmenin Hikayesi

RedKit ve Rintintin Gibi Düşünmenin Hikayesi: Hava soğuk bana göre tabii, güneş ortalıkta yok. Kafa başka türlü bir çalışma temposunda başlıyor; şöyle böyle, şu neydi, bu nasıldı… Mekanik pek parlak değil, kimya hiç değil. Soba bile zor yakar halde; “yanmaz artık” dedikten saatler sonra alev alması da bilmemenin kanıtı gibi. Olmaz dediklerin olması, olur dediklerin olmaması; hepsi benim baktığım yerden bakılınca

Yarın Bayram Yağmur Müzik ve İçimizde Kalanlar

Yarın Bayram Yağmur Müzik ve İçimizde Kalanlar: Yarın bayram. Eski bayramlar diyeceğiz bir çoğumuz. Bir rüyayı yeniden görebilmek için uykuya yatmak. Öyle bir istekle yatağa girmek, öyle bir istekte bulunmak, bir daha yeniden en başından olmasa bile başlara yakın bir yerlerden pişmanlıkları yerden almak, yerini üfleyip el yordamı bir çabuk, hemen fark edilmeden bir çırpıda temizlemek, temizleyebilmek. Ben dememiştim, ben yapmamıştım’lara uzanmadan,

19 Mart 2026 Perşembe

Toplumun Yazılmamış Kuralları Güç Kimin Elinde

Toplumun Yazılmamış Kuralları Güç Kimin Elinde: Başka bir dünya, başka bir yapı var mı, olabilir mi? Tabii ki kurulu kuralları olan bu dünyaya ait, çok eskiden beri konmamış kuralları daha çok işleyen, bu dünyadan başka biri diye soruyorum. Her gün bakınca kuralları az çok var olan, uyuluyor gibi yaşadığımız bir dünyamız var, hep öyle yaşıyoruz, yaşıyormuş gibi yapıyoruz. Başka kuralların ne

17 Mart 2026 Salı

Tarihten Günümüze Suç ve Güç

Tarihten Günümüze Suç ve Güç: Acı olduğu kadar dinlenmesi, yazılması zor bir hikayedir. Suç ve suçlu ile çok ilintili olmayan bir yerden bunu anlatmamak yine de Robert François Damiens’e 2 Mart 1757’de neler yapıldığı şimdi bile yazılması insana çok acı verir, sırf o yüzden. Kerpetenle çekilen organlar, onların yerine sıcak kurşun dökülmesi, atlara çekilerek parça parça edilmesi, atların gücü yetmeyince

Simetri ve Paralel Evren Üzerine Bir Düşünce

Simetri ve Paralel Evren Üzerine Bir Düşünce: Kalemin hep bir sivri tarafı var. Uçuk kaçıklığa pek de yatkındır kendileri, ne de olsa ait olduğu şimdilik benim. Orta halli bir otobanda gelişmiş bir araç, ileri bir zaman diyelim, hız sınırı biraz hızlı, biraz değil, bayağı; hani ışık hızının az üstünde. Kütle en son evren kadar ağır, tam o anda birden başka bir duruma,

14 Mart 2026 Cumartesi

Umut Neden Hep İnce Bir Dilim, Pişmanlık Neden Bu Kadar Ağır

Umut Neden Hep İnce Bir Dilim, Pişmanlık Neden Bu Kadar Ağır: Umut olup cebime alıp her düştüğünde umudum, alıp cebimden biraz tırtıklayıp hipo umutsuzluğa girmeyip, biraz daha bol umut dolu masalara elde çatal kaşık, belki biraz ileriye gidip kepçe tarzı bir şeyle dalabilecek bir yere, bir zamana ulaşabilsem. Kimse bu dünyanın gidişi için daha iyi olabileceğine dair bir beklenti içinde değil. Olabilme ihtimalleri için biraz akıl,

13 Mart 2026 Cuma

Tutulmayan Sözlerin Gölgesinde: Özlememiş Olmayı İsterdim

Tutulmayan Sözlerin Gölgesinde: Özlememiş Olmayı İsterdim: Özlememiş olmayı çok isterdim; söz verildiği gibi olmadı, olmuyor. Birbirimizi özlemeyeceğiz, değil mi? O kadar kolay bir baş sallamasıyla kabullenmeydi; olmadı, olmuyor. Sonra içini kemiren o duygu olarak yerini alıyor. Bunu böyle umursamaz bir tavır takınarak anlatmak bile kolay değil. Başını koyduğu yastıktan zor çevirerek o kadar söz aldı ki... Hemen hiçbiri tutulmadı, tutulamadı. Söylediğimiz

12 Mart 2026 Perşembe

Gün Batımını Neden Severiz? Anılar ve Merakın Hikayesi

Gün Batımını Neden Severiz? Anılar ve Merakın Hikayesi: Her anın bir değeri, bir bedeli ve bir nedeni vardır. Önceden, çok önceden hazırlanmış; “tam cuk oturdu” denilecek diye planlanan anların ve zamanların çoğu nedense hep biraz kayar. Bir türlü tam olması gerektiği gibi olmaz. Olsa bile istenildiği kadar kusursuz değildir. “Cuk oturdu” dediğimiz anlar nadiren gelir. Bazen biraz oturur gibi olur, kabul görür. Ama

8 Mart 2026 Pazar

Rüyadaki Kabus mu Gerçek Dünyadaki Karmaşa mı?

Rüyadaki Kabus mu Gerçek Dünyadaki Karmaşa mı?: Dünyadan kaçmak için, gerçeklerden kaçmak için yatılan bir uykuda kabus görmek… Doğrusu bu. “Rüyada kabus görmek zaten olur,” demeyin. Epeydir rüyada görmediğiniz kabuslar, uyanınca komodinin üstünde bir bardak su gibi duruyor: Al da yut mesafesinde. Uzun zamandır haberleri, dizileri, filmleri seyretmekten uzağım. Ama yine de arada bir bir yerlerden kaçıp gelen şeyler oluyor. Ben istemeden

7 Mart 2026 Cumartesi

Bir Gün Batımı ve Söylenemeyen Elveda

Bir Gün Batımı ve Söylenemeyen Elveda: Nasıl oluyor bilmiyorum ama oluyor. Telefonun ucunda birinin artık olmadığını biliyorsun. Yüreğine oturuyor. Gidişine elveda bile dememiş olduğun geliyor aklına. Sanki zamanın çok eskilerinde bir yerde gitmiş. Ne zaman, nasıl… Tren raylarının makasları gibi bir yerde yol ayrılmış da o çoktan başka bir yola sapmış. Yalnızlığa terfi edişin epeydir sürüyor. Rütbeleri omzuna kısa aralarla takıyorsun.

6 Mart 2026 Cuma

Kötülüğün Sahnesinde Alkış Bekleyen Bir Dünya

Kötülüğün Sahnesinde Alkış Bekleyen Bir Dünya: Takıntılı biriyim, elbet. Kendime göre iyi biri sayılmam. Bana “iyi” diyenlere de pek iyi gözle baktığım söylenemez. Hele bana hiç. Buraya nereden geldik? Bir ara sordum: “Nereye gidiyoruz?” diye. Cevap aldığım pek olmadı. Duydum söylediklerinizi. Hatta “Nereye gidiyorsan git” diyeniniz bile oldu. Hadi yumuşatalım, olmuştur diyelim. Benim nereye gittiğim çok da önemli değil. Zaten iyi

5 Mart 2026 Perşembe

Bizim Sonumuz Ne Olacak?

Bizim Sonumuz Ne Olacak?: Karamsarlık, depresyonik oyun havaları, siyah bulutlar… İç karartan ne kadar ruh hâli varsa bilirim. Hepsi ya sırayla ya da orkestra eşliğinde, bando mızıka gibi cebimden, kolumdan, sırtımdan, gözümden, kaşımdan, burnumdan çıkıverir. Ortalık yerde belirirler. Üstelik bir de racon keserler: “Biz buradayız.” Bir sarmaş dolaş hâli vardır onların. En çok da şu trafik lambası mesafesi… Aralığı

1 Mart 2026 Pazar

Gün Batarken Söylenemeyenler

Gün Batarken Söylenemeyenler: Güneş batıyordu. Bir yerlerde güneş yeni doğuyor olmalıydı. Aniden, bir bıçak gibi içime giren o şarkı… Çok iyi bildiğin bir dildeydi üstelik. İçime kıvrılıp rahat bir kedi gibi mırıldanarak yerleşmeye çalışıyordu. “Direnme, ben hâlâ buradayım,” der gibiydi. Yıllar öncesine, gitmeden hemen öncesine; başka bir yere, başka bir dünyaya ulaşmadan az önce yaşanmış bir geceye götürüyordu

Özlemin Hafıza Kaydı

Özlemin Hafıza Kaydı : Özledim, hem de çok özledim. Ben vazgeçsem hafıza denilen dipsiz bucaksız kara delik, aldıklarını hep istiyor.