5 Mart 2026 Perşembe
Bizim Sonumuz Ne Olacak?
Bizim Sonumuz Ne Olacak?: Karamsarlık, depresyonik oyun havaları, siyah bulutlar… İç karartan ne kadar ruh hâli varsa bilirim. Hepsi ya sırayla ya da orkestra eşliğinde, bando mızıka gibi cebimden, kolumdan, sırtımdan, gözümden, kaşımdan, burnumdan çıkıverir. Ortalık yerde belirirler. Üstelik bir de racon keserler: “Biz buradayız.” Bir sarmaş dolaş hâli vardır onların. En çok da şu trafik lambası mesafesi… Aralığı
1 Mart 2026 Pazar
Gün Batarken Söylenemeyenler
Gün Batarken Söylenemeyenler: Güneş batıyordu. Bir yerlerde güneş yeni doğuyor olmalıydı. Aniden, bir bıçak gibi içime giren o şarkı… Çok iyi bildiğin bir dildeydi üstelik. İçime kıvrılıp rahat bir kedi gibi mırıldanarak yerleşmeye çalışıyordu. “Direnme, ben hâlâ buradayım,” der gibiydi. Yıllar öncesine, gitmeden hemen öncesine; başka bir yere, başka bir dünyaya ulaşmadan az önce yaşanmış bir geceye götürüyordu
27 Şubat 2026 Cuma
Gerçeklik Bir Senaryo mu? Zaman, Seçimler ve Enerjinin Matematiği
Gerçeklik Bir Senaryo mu? Zaman, Seçimler ve Enerjinin Matematiği: Dalgalı gider gelir akıl; “Var,” derim ben de. O gidip gelen, bazen gidip çoğu zaman gelmeyen akıl, şimdiki zamanın ispatlanmış bir matematiği olmadığını öğrendiğinde ortada kalıyor. Meğer hep varmış denilen ama bana ulaşmamış bir bilgiymiş bu. Her neyse, bilginin bana ulaşmamış olması ayrı konu; asıl mesele zamanın matematiğinin “aha bu” diye şimdiki zamanı gösterecek bir
25 Şubat 2026 Çarşamba
Geride Kalanın Hikayesi
Geride Kalanın Hikayesi: “Gel, çayından bir yudum al. Ben de daralmışlığıma biraz ara vereyim. Derin olmasa bile durup soluklanayım. Sen dert etmezsin, anlamaz gibi yapmayı iyi bilirsin” dediğinde, çayımı elime alıp nefeslerini saymayı bırakıyor, gerçekten nefes almaya çalışıyordum. Geceyi biraz daha katlanılır hâle getirmeye, hiç olmazsa kafamda bir sabah ihtimaline ısınmaya… Döndüm, yatağının dibine oturdum. Bu gecenin çok
23 Şubat 2026 Pazartesi
Bayatlamış Hayatlar ve Yarım Yaşanmışlıklar
Bayatlamış Hayatlar ve Yarım Yaşanmışlıklar: Bayatlamış… Artık yenmez, yutulmaz. Dişte de yok; bir tarafından tutup koparmaya, çiğnemeye heves kalmamış. Tadı tuzu yerinde olsa bile alamadığın bir yaşantı. Sende yoktur ama başkalarında vardır, hem de çoktur; döküp saçarlar. Hâlleri de yoktur aslında. Döküp saçanlar elbette vardır. Yaşantıyı zevkini aldım sanarak tüketirler; tat almadan, bir de tat alanların damaklarında iz bırakma gayretiyle,
İlişkilerin Enerjisi: Neden Hep Aynı Yere Döneriz
İlişkilerin Enerjisi: Neden Hep Aynı Yere Döneriz: Karmakarışık bir ruh hâline sahip olmak galiba böyle bir şey. Bir yandan fizik yazıları okuyup ardından saçmalayabilmek… Hatta saçmalayabildiğini fark etmek. Kafa karman çorman; üstüne bir de anlamakta zorlanan bir aklın bataklığına çoktan girilmiş gibi. Yine de tutulacak bir kalem pek yoktur ama yazı yine de yazılır. Tek boyutlu, nokta gibi günlük ilişkiler yerine; yüksek
22 Şubat 2026 Pazar
Kendine Bakmadan Yaşamak
Kendine Bakmadan Yaşamak: Ayna olmadan, tembellik etmeden, aslında tek önemli olan sana bakmak… Bakmak istemek, bakıp görmek ve gerçekten görmek için bakabilmek. Daha doğru olan nerede diye düşünerek içine dönmek, kendine uzun uzun bakabilecek hâle gelmek. Zor olan da bu. Kendini yetersiz hissederken neyi başarabileceğini, neyi başardığını, neyi başarmaya çalıştığını anlayabilmek. Yolunu çözebilmişim diyebileceğin bir noktaya nasıl gelinir?
Kaydol:
Yorumlar (Atom)
Özlemin Hafıza Kaydı
Özlemin Hafıza Kaydı : Özledim, hem de çok özledim. Ben vazgeçsem hafıza denilen dipsiz bucaksız kara delik, aldıklarını hep istiyor.
-
Dalgaların yalnız bıraktığı sen değil senin yalnız bıraktığın dalgalar da değil hüzün kıyının en olmadık zamanlarda denize kavuşabilecek o...
-
Böyle bir günde iki dakika sonra ne olacağını bilmeden bilmeden nasıl her şeyin bir anda değişeceğini iki dakika sonra bir büyük çentik ata...
-
Geceyi nasıl bilirdiniz? Sorulur ya gittikten hemen sonra hep iyi desinler diye. Öyle bir soru sorulsun cevabı ağız içinde yuvarlanıp yarı ...